Çocuklarda yürümenin başlaması ile düşme, çarpma, kaza ile dental travmalar gerçekleşmektedir. Özellikle bebeklik döneminde yürümenin başlaması ile düşme, oyun esnasında oyuncak ile vurma, okul öncesi dönemde ise oyun ya da spor esnasında (bisiklet, scooter, temaslı sporlar vb.) gerçekleşen kazalar sonucunda özellikle üst ön dişleri etkileyen yaralanmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Bu yaralanmalar sonucunda dişte sallanma, pozisyon değişikliği, kron-kök kırıkları, dişin yuvasından çıkması, dişetinde laserasyon denilen yaralanma ve kemik dokuda kırığa neden olabilmektedir. Bu gibi durumlarda çocuğun yaşına, dişin kök gelişiminin seviyesine, travmanın şiddeti ve çeşidine, travmadan sonra ne kadar zaman geçtiğine, kazanın gerçekleştiği ortama ve çocuğun uyum durumuna kadar birçok kriter değerlendirilmeli ve en başarılı olacak tedavi yöntemine karar verilmelidir.
Genellikle kazanın şokuyla veliler ağız dışına veya kanamalı olan bölgeye odaklanmakta dental dokular unutulmaktadır. Halbuki dişte kırık varsa ya da diş yuvasından çıkmışsa kırık parçanın/dişin ideal şartlarda hızlıca çocuk diş hekimine ulaştırılması gereklidir. Olay yerinde ilk yapılması gereken eğer diş yuvasından çıkmış ise temiz bir bez ısırtılarak kanam durdurulmalı, diş soğuk pastörize bir süt içerisinde (mümkünse cam kapta) olabildiğince hızlı bir şekilde çocuk diş hekime ulaştırılmalıdır. İlk 30 dk dişin kemiğe tutunmasını sağlayan hücrelerin canlılığı için en önemli vakittir.
Travmalardan sonra dişte ağrı, renk değişikliği, dişetinde kızarıklık veya kanama, dişin kök bölgesinde röntgende enfeksiyon bölgesi tespit edilebilmektedir. Bu nedenle travma sonrasında 1-3-6-12 aylık rutin takipler önerilmektedir.
